Şivekar Ataş: Tecridi kırmak değil, ortadan kaldırmak istiyoruz

  • 09:01 14 Ocak 2021
  • Güncel
DİYARBAKIR - Hasta tutsak Şivekar Ataş, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevi eylemine dikkat çekerek, "Biz artık tecridi kırmayı değil, tecridi ortadan kaldırmayı istiyoruz. Önderliğimizin her anlamda özgür olmasını istiyoruz. 2021 yılı bu mücadelenin final yılı olsun istiyoruz" dedi.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik sürdürülen tecridin tamamen kaldırılması ve cezaevlerinde artan hak ihlallerinin son bulması talebiyle Türkiye ve bölge cezaevlerinde siyasi tutsakların 27 Kasım itibariyle başlattığı açlık grevi eylemleri süresiz-dönüşümlü olarak devam ediyor. 49’uncu gününe giren eylem, 10’uncu grupla sürüyor.
 
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde 5 yıldır tutsak ve kalp hastası olan Şivekar Ataş, açlık grevi eyleminin ilk grubunda yer aldı. Şivekar ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde yaşadıkları sorunlara ve açlık grevi eylemine dikkat çekti. Uzun süredir Kürtçe kitap ve derginin kendilerine verilmediğini ve aynı zamanda Kürtçe mektupların gönderilmediğini söyleyen Şivekar, cezaevi idaresinin Kürtçe bilen bilirkişinin olmadığı gerekçesiyle kitapların ve dergilerin verilmediğini söylediğini vurguladı. Mektupların aynı gerekçe ile gönderilmediğinin altını çizen Şivekar, "Burada Kürtçe olan tüm faaliyetlerimiz durmuş durumda. Bunun özel politika olduğunu biliyoruz. Yine hasta arkadaşlarımız hastaneye gidemiyor. Çünkü 15 gün hücrede kalmaları gerektiği söyleniyor. Ancak tek başına yaşamını idame edemeyecek arkadaşlarımız var. Tek başına ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bu nedenle onlar da hastaneye gidemiyor" dedi.
 
'2021 yılı özgürlüğün final yılı olsun'
 
Açlık grevi eylemine dikkat çeken Şivekar şunları söyledi: "Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bugün Ortadoğu'da halkların önderi olarak kabul ediliyor. Ve yıllardır tecrit altında. İnsani olarak dahi bu tecrit kabul edilemez. Çünkü ömrünü halklar için mücadele ederek, halkların özgürlüğüne adayarak geçirdi. Bütün ömrü barış için mücadele ederek geçti. Biz de 2020 yılında tecride ‘artık yeter’ dedik. 2021 yılında mücadele ile geçirme kararı aldık. Halkımızın mücadelemize ses olmasını istiyoruz. Önceki eylemde 9 arkadaşımızı şehit verdik. Artık böyle bir şey yaşanmasını istemiyoruz. Halk bizim çığlığımızı duysun. Ses versin. Bu vicdansızlığı kabul etmesin. Biz artık tecridi kırmayı değil, tecridi ortadan kaldırmayı istiyoruz. Önderliğimizin her anlamda özgür olmasını istiyoruz. Fikirsel olarak özgür olduğunu biliyoruz, artık fiziksel olarak da özgür olmasını istiyoruz. 2021 yılının bu mücadelenin final yılı olsun istiyoruz. Biz de bunu hedefleyerek bu eyleme başladık. Önderliğimiz özgür olursa Kürdistan'da özgür olur."
 
'Lütfen sessiz kalmayın'
 
Şivekar'ın annesi Rabia Ateş, kızının 5 yılda 3 kez açlık grevi eylemine katıldığını dile getirerek "İlk açlık grevi eyleminden sonra kalp rahatsızlığı oluştu. İkinci eyleminde hastalığı ilerledi. Bu üçüncü açlık grevi ve bu kez ne olur bilmiyorum. Kızım hastalıklarına rağmen eyleme katılıyor. Çünkü vicdani olarak yaşananları kabullenemiyor. Şimdi bir de korona var. Hem açlık grevi hem de korona ile nasıl baş edecekler bilmiyorum. İki yıl önceki açlık grevi eyleminde yaşadıklarımızı yaşamak istemiyoruz. O zaman cezaevinden cenazeler çıktı. Aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. Tüm ailelere ve sivil toplum kurumlarına sesleniyorum. Lütfen sessiz kalmayın. Ben bir anne olarak cezaevinden cenazelerin çıkmasını kaldıramam. Çocuklarımız tecrit kalkmadığı sürece açlık grevi eylemini sürdüreceklerini söylüyor. O yüzden tecridin kalkması gerekiyor. Adalet Bakanlığı ve yetkililer bir çözüm bulmalı" diye konuştu.
 
'Boş yere korkuyu yaşıyoruz'
 
Abdullah Öcalan'ın da tüm tutsaklar gibi avukat, aile görüşü ve telefon hakkından yararlanması gerektiğini vurgulayan Rabia, "Bir insanın en doğal hakkının verilmesi talep ediliyor. Ortada yasa dışı hiçbir şey yok. Halk neden korkuyor? Boş yere bir korkuyu yaşıyoruz. Sayın Abdullah Öcalan da tüm tutsaklar gibi haklarından yararlanmalı. Çocuklarımız bu hukuksuzluğu haksızlığı kabul etmiyor. Biz çocuklarımızdan daha mı değerliyiz? Çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Kürt olarak doğduk. Allah bizi Kürt, dilimizi de Kürtçe yarattı. Dilimizi Kürtçe yarattı diye suçlu muyuz? Şimdi beni idam da etseler tek kelime Türkçe bilmiyorum. Dilim Kürtçe diye neden korkayım" şeklinde belirtti.