‘Tecride karşı herkes mücadele etmeli'

  • 09:01 8 Şubat 2021
  • Güncel
Hikmet Tunç 
 
VAN - Yaşamı, baskın, gözaltı, korku ve sindirme ile tecrit altına alınmak istenen Ayten Yaşar, herkesin tecride karşı ses çıkarması gerektiğini vurguladı. Ayten, “Herkesin bir şekilde elini taşın altına koyması ve mücadele etmesi gerekir” dedi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması ve cezaevlerinde artan hak ihlallerinin son bulması talebiyle PKK ve PAJK’lı tutsaklar’ın süresiz-dönüşümlü başlattığı açlık grevi eylemi 73’üncü gününde devam ediyor. Tutsak yakınları ise gerçekleştirdikleri eylem ve açıklamalarla tecride karşı direnişin önemini vurguluyor. 
 
8 Mart etkinliğine katıldığı için yargılandı
 
Tutsak yakınlarından biri olan Ayten Yaşar, bugüne kadar defalarca evlerinin basıldığını, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını söyledi. 2017 yılında kentte gerçekleşen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğinde taşıdığı bir döviz gerekçe gösterilerek hakkında dava açılan Ayten, “Benimle birlikte birçok kişi gözaltına alındı. Gözaltı işlemleri sırasında alınan ifadelerimizde polis bize neden 8 Mart etkinliğine katıldığımızı sormuştu. Tüm dünyada kutlanan 8 Mart Kürt kadınları için gözaltı sebebiydi. Dolayısıyla ben bir yıl boyunca katıldığım etkinlik sebebiyle yargılandım. Daha sonra takipsizlik kararı verildi” dedi. 
 
‘Baskınlardan dolayı çocuğum travma yaşıyor’
 
Evine sık sık polislerce baskın yapıldığını kaydeden Ayten,  her baskında evde bulunan herkesin kötü muameleye maruz kaldığını dile getirdi. Her defasında farklı gerekçeler öne sürerek baskına gelen polislere, oğlunun “Ayakkabıyla girmeyin” dediği için gözaltın alındığını ifade etti. Ayten, “Oğlum hakkında soruşturma başlatıldı. Uzun bir süre Van Adliyesi ile ev arasında mekik dokuduk. Baskın sırasında henüz çok küçük olan diğer çocuğum yaklaşık bir yıl geceleri uyuyamadı. Uykusundan bağırarak uyanıyordu. Hala da yaşadığı travmayı atlatmış değil” diye belirtti.  
 
‘Siyasi tutsaklara özgürlük’ yazılaması suç oldu
 
Ayten hakkında açılan bir diğer davanın ise, bir çocuğunun da mahallede bir duvarın üzerine yazdığı “Siyasi Tutsaklara Özgürlük” yazısından kaynaklı olduğunu söyledi. Ayten çocuğun yazıyı yazmasının nedeninin ise Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 2018 ve 2019 tarihlerinde tecridin kaldırılması amacıyla başlattığı açlık grevinin 200 günü geride bırakması ve birçok tutsağın aynı taleple yaşamına son vermesi üzerine olduğunu ifade etti. Yazılama nedeniyle hakkında açılan davanın halen devam ettiğini dile getiren Ayten, son yapılan baskında ise oğlunun gözaltına alındığını belirtti. Ayten, “Mahallede yaşayan birçok yurttaş da aynı şekilde polis baskınına maruz kalmakta. Baskınların tek amacı bizleri yıldırmak, korkutmak, kimliğimiz, dilimiz sıklıkla sorgulanıyor” sözlerine yer verdi. 
 
‘Herkesin elini taşın altına koymalı
 
Cezaevlerinde tutsaklar öncülüğünde tecride karşı devam eden açlık grevi eylemlerine değinen Ayten, “Tutsakların bir kez daha açlık grevi eylemine başvurmalarının tek nedeni Kürtler arasındaki parçalılıktır. Bizler bir olabilsek ve yaşanan ihlallere karşı ses çıkarabilseydik tutsaklar açlık grevine tekrar gitmek zorunda kalmazdı. Onlar kıt imkanlarına ve maruz kaldıkları hak ihlallerine karşı bir şekilde seslerini çıkarmaya ve itirazlarını yapıyorlar. Ancak bizler dışarıda onların sesi dahi olamıyoruz. Herkesin bir şekilde sesini korkmadan çıkarması ve herkesin bulunduğu yerden elini taşın altına koyması ve mücadele etmesi gerekir” diye konuştu.