Barış Anneleri’nden ‘Kürtler olmadan çözüm olmaz’ mesajı

  • 09:04 14 Nisan 2021
  • Güncel
ANKARA - PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması çağrısında bulunan Barış Anneleri, “Açlık grevlerine giren tutsakların talepleri kabul edilmeli. Devlet bir şeyler düzeltmek istiyorsa onları dinlemek zorundadır. Kürtlerle masaya oturup konuşulmadan hiçbir çözüm olmayacak" dedi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan'a dönük tecrit, 22 yıldır kesintisiz şekilde ağırlaşarak devam ediyor. Tecridin kaldırılması ve cezaevlerinde artan hak ihlallerinin son bulması talebiyle Türkiye ve bölge cezaevlerinde siyasi tutsakların 27 Kasım 2020 tarihinde başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi de sürüyor. Ankara’daki Barış Anneleri Kadriye Özgan ve Hatice Ay, tecridi ve açlık grevlerini değerlendirdi.
 
‘Devlet bu tecridi kaldırmak zorunda’
 
“Bir halkın önderi üzerinde uygulanan tecridin kabul edilecek bir şey olmadığını” vurgulayan Kadriye Özgan, iktidarın tecrit üzerindeki sorumluluğuna dikkat çekti. İktidarın, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kaldırmak zorunda olduğuna işaret eden Kadriye, “Çünkü bu tecrit bir zulümdür. Bu tecrit, sadece önderimiz üzerinde uygulanan bir tecrit değildir, tüm Kürt halkının üzerinde sürdürülen bir tecrittir. Halkım, dilim, kimliğim, kültürüm ve tutsaklar üzerinde de tecrit uygulanıyor. Bütün bunlar herkes için serbestken neden Kürt halkı için yasak? Neden tecrit uygulanıyor? Önderimiz üzerindeki tecrit kalkarsa, tüm Kürt halkı üzerindeki tecrit de kalkmış olur. Bizi vurdular, katlettiler. Önderimiz bizim için çok büyük emekler verdi. Onun sayesinde bugünlere geldik. Halk olarak hep mücadele verdik ve canımız pahasına da olsa bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
 
‘Uygulanan tecrit zulümdür’
 
Abdullah Öcalan ile kardeşi Mehmet Öcalan arasında 25 Mart günü gerçekleştirilen ve kesintiye uğrayan telefon görüşmesini hatırlatan Kadriye, bunun bir zulüm olduğunun altını çizdi. Kadriye, “Bıraksınlar avukatları gidip görüşsün ki barış olsun. Hepimizin gözü kulağı orada. Onun ağzından çıkan her sözcük umudumuzdur. Biz bunların derdindeyiz. Avukatların bize bir haber getirmesini bekliyoruz, haber alamayınca da kaygılanıyoruz. ‘Önderimiz hasta mı, durumu nasıl’ diye halk olarak bunları merak ediyoruz” dedi.
 
‘Rojava’nın hedef alınması da tecridin parçası’
 
Abdullah Öcalan’ın İmralı'da tecrit altında tutulmasının Türkiye siyasetinin yanı sıra dünya siyasetine bağlı olduğunun altını çizen Kadriye, dünyanın tecride sessiz kaldığını kaydetti. Kadriye, “Önderlik bir evliya gibi halkını uyandırdı. Kürt halkı için bugün önderine sahip çıkma günüdür. İktidarın en büyük korkusu Kürtlerin kendi haklarına ve statüsüne sahip çıkmasıdır. Bunun için de Kürtlerin bir güce sahip olmasını engelliyor ve Kürtlere zulmediyor. Rojava’daki kazanımı hedef alması da tecridin bir parçası. Kürtlerin üzerine çetelerini göndermek için Barzani’ye yalvarıyorlar. İktidarın, Kürtlerden bahsetmesi Kürtlerin güçlü olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.
 
‘AKP düştü düşecek’
 
Değerlendirmesinde açlık grevine işaret eden Kadriye, geç kalınmadan tutsakların taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Kadriye, “Bir annenin yüreği yanınca hepimizin yüreği onunla yanıyor. Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi döneminde, cezaevlerinden bize cenaze gönderdiler. O dönemde olduğu gibi şimdi de huzurumuz yok. Tutsaklar onurumuzdur, onların bu halk üzerinde çok emeği var. Tutsaklarımıza sahip çıkalım” dedi. Annelerin cezaevleri, Adalet Bakanlığı ve Meclis önünde toplanmaları gerektiğinin altını çizen Kadriye, kimseden korkmadıklarını ve kimseye baş eğmeyeceklerini dile getirdi. Kadriye, “Ne olursa olsun biz anneler çıkalım bir şeyler yapalım, en fazla bir kerede ölürüz ama bir şey yapmazsak her gün ölürüz ve o zaman cezaevlerinden her gün cenazeler çıkar. Bir olduktan sonra kimsenin bize gücü yetmez” sözlerine yer verdi.
 
‘Apo’yu tecrit altında tutmaları büyük bir hakarettir’
 
Abdullah Öcalan üzerindeki tecride tepki gösteren Hatice Ay da tecridin kaldırılması ve hem Abdullah Öcalan’ın avukat ve ailesinin hem de Barış Anneleri’nin İmralı’ya giderek görüşme gerçekleştirmesi gerektiğini belirtti. Abdullah Öcalan’ın tecrit altında tutulmasının büyük bir hakaret olduğuna işaret eden Hatice, “Hiçbir dinde hiçbir kitapta bu yoktur, kabul de edilemez. Bunlarda ne adalet, ne vicdan, ne iman ne de insaf var. Önderlik özgürleşmediği sürece bu halk hep mücadele edecektir. Kürtlerin mücadelesi bitmez, bitirmeye de güçleri yetmez” dedi.
 
‘Milyonlarca insanın konuştuğu dili yasaklayamazsınız’
 
Verdikleri barış mücadelesine asker ve polis annelerini de çağıran Hatice, kendi mücadelelerinin ise barış sağlanana kadar süreceğini vurguladı. Hatice, “Zaten önderimiz ne savaş ne de bir tek insanın ölümünü istemiyor. O Türk, Kürt, Alevi, Êzidî, Ermeni herkesin eşit haklara sahip olmasını istiyor. Ben 20 yıldır Türkçe öğrenmedim. Zorla mı olacak? Kimse bizi zorla konuşturamaz. Milyonlarca insanın konuştuğu dili gel de yasakla. Yasaklayamazsın. Bu ülkede kim doğru konuşuyorsa içeriye atıyorlar” ifadelerini kullandı.
 
‘Bizim taleplerimiz insanlık, adalet ve eşitliktir’
 
Hatice, yaşadıkları sürece Abdullah Öcalan’ın, tutsakların ve demokrasi yolunda yaşamını yitirenlerin yolundan ilerleyeceklerine dikkat çekerek, “Biz bu kadar can vermişiz, şehit vermişiz. Yani bunlar inanıyorlar mı ki Kürtler vazgeçecekler? Devlet Önderlikten korktuğu için ailesiyle, avukatlarıyla görüştürmüyor. Önderliği yok etmek istiyor. Böyle bir şey imkansız. Önderimiz özgürleşirse barış olur" dedi. Barış Anneleri olarak barış istedikleri halde iktidarın kendilerini dinlemediğinin altını çizen Hatice, şunları söyledi: “Bizim taleplerimiz insanlık, adalet ve eşitliktir. Bunlar da önderimizin bırakılmasına bağlıdır. Açlık grevlerine giren tutsakların talepleri kabul edilmeli. Devlet bir şeyler düzeltmek istiyorsa onları dinlemek zorundadır. Devlet Kürtlerle masaya oturup konuşulmadan hiçbir çözüm olmayacak.”