Amed mitinginde ‘kadınlar da Kürtler de uslanmadı’ mesajı

  • 09:15 17 Ekim 2021
  • Güncel
 
Kibriye Evren
 
HABER MERKEZİ - Kadın haklarını savunmanın ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı tavır almayı gerektirdiğini coğrafyamızda bilmeyen kadın yoktur. Ataerkilliğin sert yaşandığı, ideolojik olarak farklı teknik ve yöntemler kullanılarak derinleştirildiği bu topraklarda, egemenlerin böl-yönet mantığının tezahürü olduğunu bilerek yaşıyor kadınlar, Kürtler ve ötekiler…
 
Konya’nın Meram ilçesinde 4’ü kadın 7 kişinin ırkçı saldırıya maruz kalarak yaşamını yitirdiği katliam, herkesin hafızasında tazeliğini koruyor. Bu katliamın ardından tutuklanan Veli Keleş cezaevinde, kızı ve oğlu ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde “Kürtler uslandı mı?”  diye soruyor…
 
Kadınlar uslanmayacak, biat etmeyecek
 
Katledilmeden önce ve sonra işkence edilen Deniz Poyraz…  İntihara sürüklenen İpek Er… Kaybettirilen Gülistan Doku… İşkence edilerek, çırılçıplak soyularak, yerlerde sürüklenen ve fotoğrafları çekilen Ekin Wan… Ve adını sayamadığımız binlerce kadın… Yakılan ormanlar… Panzerle ezilen çocuklar… İmralı’daki tecrit… Anaların gözyaşları kadar, mücadeleleri de öfkeleri de büyük kadınların…  Bundan dolayı Kürtler, kadınlar ve gençler uslanmıyor… Uslanamıyor… Bu zulüm sürdükçe uslanmayacaklar…
 
Uslanmayan Kürtler!  TJA ve DBP Kadın Meclisi öncülüğünde suçu işleyen katile değil kaybettirmelere, tacize, tecavüze, yoksulluğa, şiddete, özel savaşa politikalarına, fuhşa ve mensup oldukları etnik yapısının, kimliğinin ve inancını hedef alınmasına karşı 16 Ekim’de, Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda "Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe êdî bese, şimdi kadın özgürlük zamanı" şiarıyla miting gerçekleştirdi.
 
‘Usanıp ehlileşmedikçe erkek devlet kaskatı kesiliyor’
 
Uslanmayan Kürtler ve kadınlara karşı devlet geleneği hiç ama hiç değişmiyor… Onlar usanıp ehlileşmedikçe erkek devlette de kaskatı kesiliyor… Sabah saat 8 civarında ofise girer girmez miting alanına giden yolun bariyer, polis ve zırhlı araçlarla kesildiğini görüyorum. Sanki miting değil de devlet savaşa hazırlanıyor hissi uyanıveriyor insanda ve derin düşüncelere dalıyorum o kısacık anda… 5 Haziran mitinginde devlet eliyle katledilen insanlar geliyor aklıma. Hem de “güvenlik tedbirlerine” rağmen! Ne güvenlik ama… Öldüren güvenlik…
 
Miting öncesi ilk yasak ve sonrası…
 
Kadınlar ve miting kavramları içe içe geçti mi yasaklar hemen devreye giriyor… İlk yasak mitingden bir gün önce ajanslara düşüyor… “Mitingde sanatçı Devrim Demir’in seslendireceği ‘Tu kî yî’ şarkısı yasaklandı” şimdi anadilinde stranları yasaklanan Kürtler nasıl uslansın… Sorarım size…
 
Her mitingde olduğu gibi yine ilk olarak gazeteciler alanda yerini aldı. Daha iyi çekim yapacak yerlere kameralarını yerleştirerek kadınların gelmesini bekledi. Miting alanına 3 farklı giriş noktası kurulmuş. Ve kurulan her noktada 3 defa üst araması yapılarak içeri alınıyor kadınlar.  Bu noktalarda dezenfektan, krem, çakmak, parfüm,  kalem, defter gibi, malzemeler ve sarı kırmızı yeşil renklere polislerce el konuldu.
 
HES kodu gerekçesiyle kadınlar alana alınmadı
 
HES kodu uygulaması ile alana alınan kadınlardan birçoğu HES kodunu bilmedikleri veya kodun tarihinin geçtiği bahanesi ile içeri alınmadı. 
 
Kadınların büyük bir emek ve göz nuru dökerek elleri ile hazırladıkları pankartlar, lolipoplar, bayraklar, flamalar, sarı, kırmızı, yeşil renklerin birçoğuna el konularak içeri girişine izin verilmedi.
 
Bingöl’den gelen kadınlar HES kodu gerekçesiyle il girişinde bekletilirken, Bismil’den gelen arabaya ise “ceset torbası olmadığı” gerekçesiyle para cezası kesildiği öğrenildi.
 
Miting alanına girişte 'ince arama' dayatması!
 
Kadınlar yıllardır taciz, tecavüz, cinsel istismar ve şiddetin bir devlet ve erkek kültürü olduğunu her yerde bıkmadan usanmadan ve utanmadan söylüyorlar. Bu mitingde bir kez daha kadınların haklı olduğunu hem biz gazeteciler hem de alana girenler yaşayarak tanıklık ettik. “Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe hayır” mitinginde kadınlar hem ırkçılığa hem de cinsiyetçiliğe polisler tarafından maruz bırakıldı. Alana girenler arama adı altında gözaltında, cezaevlerinde bile kabul etmedikleri ince aramaya maruz bırakıldı. Kadınların etekleri kaldırılarak iç çamaşırlarına dahi bakılmak istendi, göğüsleri sıkılarak taciz edildi, ayakkabıları ve çorapları çıkarıldı, her arama noktasında çantalar tekrar tekrar cüzdanların içerisine kadar arandı.
 
Tüm bu uygulamaları kabul etmedikleri için onlarca kadın mitinge girmeyerek geri döndü. Yine her kadın ince aramaya tepki gösterdikleri için polisler tarafından sözlü şiddete uğrayarak mitinge alınmamakla, gözaltına alınmakla tehdit edildi. Neredeyse her kadın uygulamaları kabul etmediği için polislerle tartıştı.
 
Arama adı altında polisin kadının cinsel organına dokunmasına karşın kadının aynı refleksi kendisine yönlendirmesinden rahatsız olan polise, “Sen rahatsız oluyorsun, ben olmuyor muyum” diyerek tepki gösteren kadın gözaltına alınmak istendi.
 
Uygulamaları kabul etmediği ve arama kabinlerinde polislerce tartıştığı anlaşılan bir kadın “Bu uygulamaları cezaevinde kabul etmedim, burada mı edeceğim” dedi.
 
Urfa’dan gelen bir anne ise arama noktalarında yaşadığı işkenceyi, tacizi ve uğradıkları ayrımcılığı bizleri görünce zafer işareti yaparak, “ Cehennemden çıktım cennette girdim” sözleriyle ifade etti. Başka bir kadın ise, “Yıllardır mitinge gelirim böyle zulüm görmedim” sözlerini kullandı.
 
Direndi, sarı kırmız yeşil renkleriyle alana girdi
 
Birinci arama noktasından geçmeyi başaran 80 yaşlarındaki kadının başındaki kendisinin ördüğü anlaşılan sarı kırmızı yeşil renkli bandı ikinci arama noktasında polis almak istiyor. Kadın, birinci ve ikinci arama noktası arasındaki kaldırımda oturmuş dışarı çıkmayı da bandını vermeyi de kabul etmiyor,  kadının kan ter içinde kaldırımda oturduğunu görünce ona yöneliyoruz. Bizi görünce polislerin yaptıklarını bize anlatıyor. “Ya beni içeri alırlar ya da burada otururum” diyerek kararlılığını gösteriyor. Kadının kararlı duruşu ve direnişi sonuç veriyor ve alanda tek sarı kırmızı yeşil renkler ile içeri girmeyi başaran anne oluyor.
 
Kadınlar direne direne kazandı
 
Polislerin alana girişlerde sorun çıkarmasını kadınlar “Jin jiyan azadî” sloganları ile protesto etti. Alana girmeyi başaran kadınlar ise arama noktalarındaki taciz ve ince aramayı protesto etmek ve dışarıda bekletilen kadınları almak için arama noktalarına doğru  “Bijî berxwedana jinan ve “Jin jiyan azadî” sloganları ve zılgıtlarla yürüdü.
 
Botan, Serhat, Urfa, Bitlis, Dersim ve diğer illerden gelen kadınların, tüm engellemelere ve yıldırma politikalarına karşı giydikleri yöresel kıyafetleri, renkli elbiseleri ve beyaz leçekleri ile onca badireden sonra alana girmelerinin rahatlığı yüzlerinden hissediliyordu. Kadınlar ellerinde “Örgütlenelim özgürleşelim”, “Kadın yoksulluğuna hayır”, “Jin jiyan azadî”, “Talana karşı doğayı savunuyoruz”, “Özsavunma haktır” yazılı dövizler ile Deniz Poyraz’ın fotoğraflarını taşındı.
 
Mitingde genç kadınlar “ Li dijî hestên kujer em ê azadiyê şîn bikin” pankartıyla yerlerini aldı. Genç kadınlar miting boyunca halay, zılgıt ve sloganlarıyla, enerjileriyle tüm dikkatleri üzerlerine topladı.
 
‘Benim değil halkın Deniz’i oldu’
 
Mitingde TJA adına ilk sözü Şırnak Milletvekili Nuran İmir aldı. Nuran girişteki arama adı altında yapılan uygulamalara atıfta bulunarak kadınların verdiği mücadelenin baskıcı ve eril zihniyet tarafından engellenmeye çalışıldığını kaydetti. Ayrıca cezaevlerindeki kadınlara da miting alanında selam gönderdi. 
 
HDP İzmir İl binasında katledilen Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz da mitingde yerini aldı. Burada konuşma yapan Fehime, alanın daha fazla dolması gerektiğini ifade ederek, kadınların ve Kürtlerin birleşerek mücadele etmesi gerektiğini söyledi, Deniz sadece benim değil bu halkın Deniz’i oldu dedi. Fehime, konuşurken alanda  “Şehîd namirin”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları atıldı.
 
Daha sonra mitinge gelen kadınlar ve gençler Van’dan gelen müzik grubu Koma Aryen’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde halaylar çekti.
 
‘Her yerde milyon kere söyledik muhatap Öcalan’
 
Son olarak mitingde DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz söz aldı. Saliha, “Kadınlar asla geri adım atmayacak, boyun eğmeyecek. Kadınların renklerine, zılgıtlarına tahammül etmiyorlar. Camiyi bile burada karakola çevirdiler. Tüm kuşatmalarınıza rağmen geri adım atmayacağız” diyerek yaşananları kabul etmediklerini ifade etti. Saliha ayrıca İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki derinleştirilmiş tecride de değinerek, “Her yerde milyon kere söyledik. Kürt halkı, kadınları, Kürdistan halkları açısından muhatap bellidir. Muhatap Sayın Öcalan’dır” dedi.
 
Abdullah Öcalan isminin geçmesiyle birlikte alandan zılgıt, alkışlar ve sloganlar yükseldi. Polis buna da tahammül etmeyerek, Saliha konuşurken müziğin sesini açtı.
 
Miting Dicle Fırat Müzik Grubu’nun stranları ve kadınların halayları eşliğinde son buldu.
 
Miting alanı ve çevresinin polisler ve zırhlı araçlar tarafından  “güvenlik” adı altında ablukaya alınmasına, polislerin tacizlerine, ince aramalarına, cinsiyetçi ve ırkçı uygulamalarına rağmen kadınlar bir kez daha “Bir kişi bile kalsak Kadınlar ve Kürtler Uslanmayacak” mesajı verdi.