MEBYA-DER yöneticileri: Cenazelere işkence yapılıyor

  • 09:09 26 Ekim 2021
  • Güncel
DİYARBAKIR - Cenazelerin ailelere verilmemesi ve toplu şekilde defnedilmesine ilişkin konuşan MEBYA-DER yöneticileri, “Sessiz kalınmamalı” çağrısı yaptı.
 
Şırnak ve Diyarbakır’ın kırsal kesimlerinde askeri operasyonlar sonucu çıkan çatışmalarda yaşamını yitiren HPG’lilerin cenazeleri ailelere verilmiyor. Devlet hastanelerine kaldırılan cenazelerin aileler tarafından teşhis edilmesi için DNA örnekleri verilmesine rağmen, “DNA sonuçları çıkmadı” gerekçesiyle cenazeler ailelere teslim edilmiyor. Haftalarca morgda bekletilen cenazeler ailelerden habersiz kimsesizler mezarlığına defnediliyor.
 
Medeniyetler Beşiğinde Hayatını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) Diyarbakır Şubesi yönetiminde yer alan Meryem Soylu ve Miyaser Bayram ailelere verilmeyen cenazelere ilişkin ajansımıza konuştu. 
 
‘Çocuklarımızın kemiklerini hediye paketi yapıp gönderdiler’
 
Ortaya çıkan toplu mezarlar ve son zamanlarda cenazelerin kargoyla ailelere gönderilmesine dikkat çeken Meryem, ailelerin DNA örneği verdiğini ve sonuçların çıkmasına rağmen ailelerle paylaşılmadığını kaydederek, bu durumu “ahlaksızlık” olarak değerlendirdi. Meryem, “Artık herkesin kendisini bu acıda bulması gerekiyor. Ben sadece çocuklarım için konuşmuyorum bu topraklar uğruna canını vermiş bütün kişiler için konuşuyorum. Nasıl oluyor da çocuklarımızın cesetlerini bize paketleyip gönderebiliyorsunuz? Normalde annelere gül, çiçek gönderilmesi gerekirken onlar bize çocuklarımızın kemiklerini toplayıp hediye paketi yaparak gönderdiler. Bu yapılanların hiçbiri asla kabul edilemez” sözlerini kullandı.
 
‘Sessiz kalınmamalı’
 
Cenazelere yapılan zulmün hiçbir açıklamasının olamayacağını ifade eden Meryem, “Kendilerini ‘Müslüman’ olarak tanıtıyorlar. Ne olursa olsun yaşamını yitirmiş insanlara bunu yapmak hiçbir akla sığmaz. Yaşamını yitirmiş bir cenaze size ne yapabilir ki? Hiçbir insan ahlakı uygulanan bu tutumları kabul edemez. Çünkü uygulanan bütün bu tutumlar vicdansızlıktır. Dini savunan, ‘ben Müslümanım’ diyen bütün insanlar bütün dini kitapları açıp baksınlar. Hangi kitapta’ cenazelere bu kadar zulüm yapılabilir’ yazıyor? Hiçbir kitapta ve dinde böylesi bir şey yoktur. Ama maalesef bu ülkede her ne kadar insan hakları savunucusu olduklarını dile getirseler de böylesi önemli bir konu karşısında sessiz kalıyorlar. Hiçbir hak savunucusu dernekleri ve kuruluşları bu tutumlara sessiz kalmamalı” şeklinde vurguladı.
 
‘Ailelere daha fazla eziyet edilmesin’
 
DNA testlerinin sonucunun çıkmasına rağmen cenazelerin hala morgda bekletildiğini vurgulayan Meryem, cenazelerin bir an önce ailelere teslim edilmesi gerektiğini dile getirdi. Meryem, “Yaşamını yitiren çocuklarımızın cesetlerinin param parça olması yetmezmiş gibi ailelerden izin alınmadan cenazeler kimsesizler mezarlığına defnediliyor. Kimsesiz demek diye bir şey yok. Herkesin ailesi var. Çocuklarımızın cesetlerine el koyup kimsesizler mezarlığına gömmelerindeki amaç nedir? Bütün insanlığın bu sorunlara karşı ayağa kalkması gerekiyor. Ailelerden habersiz cenazeleri kimsesizler mezarlığına defnetmesinler. Aileleri mağdur etmesinler. Test sonuçları çıkan aileler bekletilmesin. Artık bu zihniyeti bırakmalılar. Zaten aileler yıllardır acı içinde yaşıyor daha fazla eziyet etmesinler” dedi.
 
‘Sonuçları çıkan ailelere cenazeler teslim edilmiyor’
 
Miyaser Bayram ise, cenazelerin bir an önce ailelere verilmesini istedi. Miyaser, “Bizler nereye gidersek gidelim her zaman ahlaksızlıklarla karşı karşıya kalmak zorunda bırakılıyoruz. Türk devleti her yerde üzerimize geliyor. Cenazeleri neden ailelere vermiyorlar? Bazı ailelerin DNA örneklerini alıp ‘cenazeleriniz burada’ diyorlar. Bazı ailelere ise’ DNA örneklerini almıyoruz çünkü cenazeleriniz burada yok’ diyorlar. Bazı aileler DNA testi verip sonuçları çıkmasına rağmen yine de cenazeleri vermiyorlar. Halkımız devletin oyunlarına kanmasın. Diyorlar ki DNA testleriniz çıkmadı. Nasıl DNA testlerimizin sonuçları çıkmadı? Bizler cenazelerimizin orada olduğunu biliyoruz. Biz bu zulüm ve hakaretleri kabul etmiyoruz” diye kaydetti.
 
‘Cenazeleri gömdükleri yerlerden çıkarıp tekrardan gömüyorlar’
 
Devletin bir an önce bu tarz politikalarından vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Miyaser, “Türk devleti her taraftan üzerimize gelip bizi sessizleştirmeye çalışıp ailelere cenazeleri vermeyerek davayı bitirmeye çalışıyor.  Fakat asla dava bu şekilde bitmeyecek. Bizler yaşadığımız sürece cenazelerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.  Bazı cenazeler için ‘abla ve ağabeylerin DNA testi kabul edilmiyor’ diyorlar. Peki, neden kabul edilmiyor?  Devlet çocuklarımızın cenazelerinden bile korkuyor. Öldürüp gömmeniz yetmiyor, tekrardan gömdüğünüz yerden çıkarıp çocuklarımızı başka yere gömüyorlar. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yoktur. Bizler hep beraber birlik olup Türk devletinin uyguladığı bu haksızlığa karşı birlik olmalıyız” şeklinde konuştu.
 
‘Artık cenazelerimize zulüm etmesinler’
 
Miyaser son olarak şunları söyledi: “Türk devleti hak sahibi olduğunu söylüyor. Peki, yapmış olduğu bu tutumlar hak mıdır? Hukuk mudur? Bunların hiçbirini doğru bulmuyoruz. Hakkımızı gasp eden hiç kimseyi adaletli olarak görmüyorum. Buradan devlete sesleniyorum. Ailelerden habersiz cenazeleri kimsesizler mezarlığına gömmeden ailelere teslim etsinler. Ailelerden DNA örneklerini alıp test sonuçları çıkan ailelere cenazeleri versinler. Hem bize zulüm ediyorlar hem de cenazelerimize ediyorlar. Artık cenazelerimize zulüm ve hakaret etmesinler. Ailelere cenazelerin olmadığını söyleyip farklı gerekçelerle aileleri oyalamasınlar.”